Aldatılmak

Yaşamamış olup kendi başınıza gelmeyeceğini düşünerek yola devam edin. Ya da birgün benim de başıma gelir düşüncesiyle başlayın okumaya. Yazmak acı veriyor olsa da durup düşününce burada bulunma amacımız acı çekmek ve yazmak değil midir zaten diyerek başlıyorsunuz hislerinizi beyan etmeye. Öğrendiğiniz anda acıyorsunuz kendinize üzülüyorsunuz bir kadınsanız kadınlığınızı, erkekseniz erkekliğinizi sorguluyorsunuz. Neyim yetmedi diyorsunuz kendi kendinize zaten kendime bile yetmemiştim ki karşımdakine nasıl yetecektim deyip çok suçlamamaya geçiyorsunuz. Sonra içinize oturuyor yapılanlar çünkü aynı şeyleri sizinle de yapıyor hiç tanımadığınız biriyle de ya da daha kötüsü tanıdığınız biriyle, kirlenmiş hissediyorsunuz kendinizi ve yine bir acıma durumu hasıl oluyor. Zaman geçiyor bu fikre alışıyorsunuz kendinizi teselli etmeye çalışıyorsunuz çok yakışıklı erkeklerin, çok güzel kadınların her şeyiyle mükemmel olduğunu düşündüğünüz ünlülerin bile aldatıldığını düşününce birazcık su serpiliyor içinize. Ama hiçbir şey aldatıldığınız gerçeğini değiştirmiyor hele bir de güveniyorsanız asla yapmaz diyorsanız işte o acı her hücrenize yayılıyor. T ve B lenfositleriniz, NK hücreleriniz, makrofaj ve monositleriniz yardımınıza koşuyor size karşı saldırı varmışçasına saldırmak istiyorlar ama sonra onlarda anlıyorlar size zarar vermek isteyen aslında yabancı bir mikrop, virüs, bakteri değil siz kendi hücrelerinize zarar veriyorsunuz yani otoimmün bir durum ortaya çıkıyor sisteminiz mahvoluyor bir ilaç arıyorsunuz ama bu saldırıyı ortadan kaldıracak bir ilaç yok ki bulasınız. Ve bu acı asla geçmiyor ama ilk günkü gibi de neyse ki bir sitokin fırtınası olmuyor, zaman zaman acı alevleniyor çünkü onu size hatırlatacak şeyler yaşıyorsunuz, görüyorsunuz duyuyorsunuz aslında hatırladığınız şey ona olan sevginiz değil sadece size yapılmış çirkin şeyi hatırlıyorsunuz unutmak istiyorsunuz ama olmuyor olmayacak da bu acıyla yaşayacaksınız çünkü on altı yıl süren ilişkinizin belki on altı dakika bile sürmeyen bir zevk için eriyişine tanık oluyorsunuz, bunu size yaşatanın aynı acıyla kararıp külleşmesini diliyorsunuz. Şansınız varsa bir daha aldatılmayacağınız bir ilişki diliyorsunuz ve umut etmeye başlıyorsunuz şansınız yoksa bir an önce dünya hayatında size verilmiş rolünüzün son bulmasını, perdenin kapanışını ve imtihanınızın son bulmasını diliyorsunuz.

Yükünüzü omuzlarınızdan alacak ya da sizinle yükünüzü paylaşacak hatta kendisinin de aynı yüke sahip olduğu bir kurtarıcı arıyorsanız ki, insanoğlu yalnızlığı kaldıramayacak eziklikte, umarım bulursunuz imkânsız zaman alsa da imkanlı olabilirliğini düşünerek yaşamak ve devam etmek gerekir. Yalnız değilsiniz herkes o ya da bu konuda aldatılıyor siz de birilerini aldatıyorsunuz. Dünya Şeffaflık Günü olsa keşke ve bir günlüğüne bile olsa herkes şeffaf olsa işte o zaman olması gerekenler olsa kalması gerekenler kalsa gitmesi gerekenler gitse ve daha birçok şey…

yaşamanınacemisi

Paylaş: