Çaresizlik

Defalarca uçurumun kenarından başkaları tarafından atılan ben, bu kez her zamankinin aksine uçurumun kenarına kendi ayaklarımla gelmiştim. Adımlarımın beni sürüklediği bu yer, içimde bir köşeye fırlattığım başıboş hayallerimin toplandığı yer gibiydi. Zihnim almış olduğu darbelerden sonra çoktan beni bırakmıştır diye düşünürken ölmek üzere olan birinin dudaklarından dökülen ve geride kalan için hayati önem taşıyan sözcükleri fısıldıyordu sanki. Kafamı yaklaştırıp zihnimin fısıldadığı son sözcüklere kulak verdim. Harfler kulağıma döküldükçe ayaklarım zihnimin fısıldadığı harflerin emrine uyup titrek bir şekilde ileri doğru hareketlendi. Korkmayacaktım. Titrek olan adımlarım kendinden emin, ne istediğini bilen ben gibi olmalıydı. Korkunun düşlerimi avuçlayıp beni arzuladığım kollardan alıkoymasına izin vermemeliydim.

Zamanın bir biri ardına tekrarlanan tik tak seslerine devam etmesine izin vermeden, herkesin huzur dilediği benim ise kapılarını bana ardına kadar açan bir cehennem, dilediğim boşluğa doğru bir adım daha attım. Sol tarafım bütün duygularla harmanlanmış bir kaosun içinde nefessiz kalmışçasına çırpınırken onu sert ve soğuk kollara bırakmıştım. Zaman kavramının olmadığı başka bir gezegene geçiş yapmıştım sanki. Zaman durmuştu. El ele tutuşup bütün yaşanmışlıkları beraberinde götüren akrep ve yelkovanı, iki mükemmel dostu, kapı dışarı etmiş; kapılarımı kapatmıştım. Başka bir boyutta gibiydim. Kendimi pençeleri açmış tırnaklarını geçirmeyi bekleyen bir canavara sunmuştum sanki. Bunu soğuk ve sert suyla buluştuğumuzda tenime geçirdiği pençelerinden anlamıştım. Bedenim kendini hazırlamış olduğu soğukluğun daha fazlasıyla karşılaşmış. Kendine yabancı hissettiği bu soğukluğa alışmayı beklerken araladığım dudaklarımdan içime doğru akan bir buz kütlesinin varlığıyla ciğerlerinde karşılaştığı acıya sarıldı. Acıya muhtaç olmak…

Tedavisinin acı olduğu bir hastalığa bulaşmıştım sanki, diye düşündüm işlevini yitirmeye başlayan zihnimle. Çaresizlik miydi bu hissettiğim? Oysa razıydım uçurum kenarında yetişen bir kardelen olmaya öyle yalnız, kimsesiz, tüm kötülüklerden uzak. Belki aşk şiirlerine konu olurdum, Belki kışın ortasında başka hiç bir çiçeğin açmaya cesaret edemediği ayaza rağmen filizlendiğim için cesaretle anılırdım… ‘Belki’ beni zihnimin uçurumlarına sürükleyen kelime.

Şimdi bu sayfayı kapatıyor, topladığım kardelenleri size de armağan ediyorum.

iremimsi

Paylaş: