Libido ve Zeka İlişkisi

Psikanalizin babası olarak kabul edilen Sigmund Freud tarafından ilk olarak cinsel dürtüler ile ilişkilendirilen ancak Freud’un sonraki yazılarında insanın tüm içgüdüsel fizyolojik ve ruhsal enerjisini belirtmek için ortaya konan bir kavramdır libido. Analitik psikolojinin kurucusu Carl Jung’a göre de libido, hayattaki motivasyonumuzu kapsayacak şekilde daha geniş bir kavram olarak ele alınmıştır. Aslında bir nevi içimizdeki nükleer enerji kıvamında bir şeyden bahsediyoruz. Hatta Freud’a göre psikiyatrik durumlar (mesela nevrozlar), libidonun yetersiz veya yanlış yönlendirilmesi sonucunda meydana geliyor.

Libido yönlendirme de ne demek? Şöyle ki içimizdeki libido enerjisini bir ahtapot gibi hayal edelim. En nihayetinde bu ahtapotun ana bir gövdesi var ve bir sürü kolları var, değil mi? Bu ana gövdeye ego diyelim. Egomuz, yani benliğimiz, “id” denilen alt benlik ve kontrolsüz dürtüler ile “süper ego” denilen çeşitli öğrenilmiş ahlaki kurallar arasındaki bir kontrol mekanizmasıdır. Libidonun kollarını nereye yönlendirirsek gövdemiz de oraya doğru hareket etmeye başlıyor. Bu yönlendirilen libidoya da “obje libidosu” adı veriliyor. Obje libidomuz, onu yönlendirdiğimiz şeye göre de aslında bizi biz yapıyor. Belki de toplumsal iyilik ve kötülüklerin temelinde bu yönlendirme yatıyor.

Bu enerjinin bir şekilde bir “şeye” yönlendirilmesi gerekliliği de başka soruları doğuruyor aslında. Yüksek zekâ ve entelektüellik seviyesinin libidoya etkisi var mı? Var ise aralarındaki ilişki nasıl? Bu soruları bugün sizinle tartışalım istedim. Hazırsanız başlayalım.

Şimdi adlarını yazacağım kişileri bir düşünelim: Nikola Tesla, Isaac Newton, Leonardo da Vinci… Bu insanları düşündüğümde aklıma gelen ilk özellikleri zeki olmaları. İşte bu insanlar; obje libidolarını eserlerine, çalışmalarına veya fikirlerine yönlendirmişler. Bu yönlendirme de bize yol, su, hizmet olarak geri dönmüş. Aslında burada bahsettiğim zekâ kavramı çok farklı. Bu insanlar birer dâhiydi. Evet, günlük hayatta aramızda oldukça zeki ve entelektüel bilgi düzeyi yüksek insanlar var ama bunların ne kadarı bir da Vinci ya da bir Tesla? O yüzden bu yazıda libido ile ilişkisini inceleyeceğimiz zekâ kavramını ben, IQ seviyesini ve okumuşluk düzeyini göz önünde bulundurarak “zihinsel kapasite” olarak ele alacağım. Zira kendimizi Tesla ile kıyaslamanın bir anlamı yok, değil mi?

Yapılan bazı çalışmalara baktığımızda, yüksek IQ seviyesi ile yüksek libido arasında pozitif korelasyon bulunmuş. Yalnız bu yüksek libido durumunu daha fazla ilişki sayısı ile nitelendirmek de yanlış olabilir efendim. Zira kimseye bahane sunmak gibi bir niyetim yok. Aslında durum sandığımızdan daha derin olabilir. Cambridge, Oxford ve Manchester Üniversitelerine giden öğrenciler üzerinde yapılan bir çalışmada bu öğrencilerde cinselliğe artan bir ilgi durumundan bahsedilmiş. Bu üniversitelerin başarısını, dinamiklerini ve disiplinlerini göz önüne aldığımızda buradaki öğrencilerin stres seviyelerini azaltmada libidoyu bir araç olarak kullandıkları da düşünülebilir. En nihayetinde başarılı insanlar, hayatlarının “her alanında” başarılı olmak isterler.

Yalnız burada önemli bir noktaya da parmak basmamız gerekiyor. Bu öğrencilerde her ne kadar yüksek libido bildirilse de ilişki/partner oranlarında bunu görmüyoruz. Yani buradaki teori, yüksek IQ düzeyine sahip kişilerin yüksek libidoya sahip olsalar da daha az sayıda partnerleri olduğu ve ilişkiye girmek için hem zaman hem de kişi bazında “en ideali” bekledikleri yönünde. Sosyolog Rosemary Hopcroft’a göre zekâ ile cinsel ilişki sıklığı arasında negatif korelasyon olduğu bildirilmiş. Peki neden? Bence buradaki olay cinsel isteksizlik ile alakalı değil. Olay, yüksek IQ ve entelektüel bilgi düzeyinin beraberinde getirdiği irade kontrolünün birey üzerindeki yönlendirici etkisi. Kişinin ileri görüş yeteneği gibi faktörler de bu karar mekanizmasını etkilemekte. Lise mezunları ve üniversite mezunları arasında yapılan bir çalışmada üniversite mezunlarının çok partnerliliği daha az tercih ettikleri gösterilmiş. Çok partnerli bir yaşam hem sağlık bazında hem de toplumsal bazda bakıldığında yozlaşma yaratabildiğinden bu çalışma mantıklı görünüyor diyebiliriz.

Olaya evrimsel açıdan baktığımızda ise daha zeki türlerin daha fazla üremesi bekleniyor. Bu yüzden yüksek IQ’nun yüksek libidoyla ilişkili görülmesi mantıklı olabilir. Fakat neden cinsel ilişki sayısı ile arasında negatif korelasyon bulunmuş, işte burada bir soru işareti oluşuyor. Önceden de bahsettiğimiz gibi burada libido yönlendirme etkili bir faktör denilebilir. Evet, bu insanlar tabii ki ilişkiye giriyor ama mümkün olduğunca daha az partnerle oluyor bu. Çünkü yüksek libidonun aktif bir karar mekanizması ile doğru yerde, doğru kişiye, doğru zamanda kanalize edilmesi mümkün gibi görünüyor.

Freud der ki: “Cinsel dürtü veya cinsel bastırma birbiriyle mücadele içindedir. Cinsel dürtü tamamen açığa çıkarsa ahlaki değerler yozlaşır, aldatmalar çoğalır; cinsel bastırma ortaya çıkarsa bu sefer de nevrozlar kendini gösterebilir. Bu nedenle olması gereken şey kişinin dengeyi bulmasıdır.”

Güç, aman, pardon, denge, sizinle olsun!

tutankamonun laneti

KAYNAKLAR:

Sigmund Freud-Psikanalize Giriş: Nevrozların Genel Kuramı

https://www.britannica.com/science/libido

https://www.medicaldaily.com/research-links-high-sex-drive-high-iq-brainiacs-still-have-less-sex-everyone-else-246164

Paylaş: