Neden Mutlu Olamıyoruz?

Türk Dil Kurumuna göre mutluluk: Genellikle insanların kendilerine en yüksek erek olarak koydukları değer.

Neden mutlu olamıyoruz?  Çünkü ;

1- Mutluluğu arıyoruz.

2- Mutluluğu aradığımız yetmezmiş gibi yanlış yerde arıyoruz.

3- Beklentilerimiz var.

4- Sadece kendi mutluluğumuzu düşünüyoruz.

1- Mutluluk aranılarak bulunur mu? Mutlu olmak için çabalamak mutluluğu getirir mi? Tam tersine mutsuzluk getirmez mi? Çünkü ona odaklanmışsın bir kere. Türk Dil Kurumuna göre hayatının en büyük amacının mutluluk olduğunu söylemişsin. Bunu bir hedef haline getirmişsin. Yine bencilce düşünüp en büyük amacının mutluluk olduğunu söyleyip kendinden başka bir şeyin öneminin olmadığını vurgulamışsın bir kere. Bu durumda nasıl mutlu olabilirsin?

2- Mutluluğu dışarıda arıyoruz. İsteklerimizde arzularımızda bulmaya çalışıyoruz. Bugün için bizi mutlu eden etken ortadan kalktığında bu sefer mutsuz oluyoruz. Bugün paramız varsa isteklerimizi yerine getirebiliyorsak mutlu gibi hissediyoruz. Ya paramız olmadığında çok daha mutsuz olmuyor muyuz? İşte bu yüzden dışarıdan aldığımız mutluluk aslında bizim en büyük mutsuzluğumuz oluyor.

Mutluluğu içimizde bulmamız gerekli değil midir? İçten gelen coşku hali mutluluğun asıl kaynağıdır. Peki bu hal nasıl oluşur?

Kişisel istek ve arzularımızı yönetebilmeyi başarabilirsek, daha erdemli bir hayat yaşayabilirsek ancak. Bu şekilde isteklerimiz ve yaptıklarımız paralel olacak ve bir dengeye sahip olacağız. Bu denge bize huzurlu bir iç dünya yaratacak. O huzurlu iç dünyada coşku gelişecek. Ve bu coşku hali bize hiç bitmeyecek bir mutluluk kaynağı olacak.

3- Hiç bitmeyen beklentilerimiz var. Her şeyden ve herkesten bir şeyler bekliyoruz. Bu beklentilerin karşılanması sizce mümkün mü? Peki beklentiler karşılanmayınca sonuç ne? Koca bir mutsuzluk değil mi?

İnsanlar 5 yıldızlı otelde tatil yaparken düşünün ki mutsuz olabiliyorlar. Nasıl bir beklenti ile o tatile gidildiğini siz düşünün artık.

İnsan birinden hoşlanıyor aşık oluyor belki de. Ve hemen beklentiler başlıyor. Başta onun da kendisinden hoşlanmasını istiyor. Güzel sözler duymak istiyor ondan. Peki bunlar gerçekleşmeyince ne oluyor? Mutsuz olmayı bırakın acı çekiyor insan. Oysaki sevebilmenin başlıca mutluluk kaynağı olması gerekmez mi?

Hep istemeye almaya alışmışız. Vermeyi bilmiyoruz. Sadece hiçbir şey istemeden saf sevgimizi vermeyi denesek bir de. Vermenin almaktan daha değerli olduğunu görebilsek. Tüketmek yerine üretmeyi seçim haline getirsek. İstedikçe tükettiğimizi, verdikçe ürettiğimizin farkına varsak. Mutluluğun kapıları bu şekilde açılmaz mı?

Doğaya bakalım. Onu anlamaya çalışalım. Doğanın, toprak ananın ve hayvanların ve diğer canlıların bize verdikleri şeyler için bir beklentiye girdiklerini gördünüz mü hiç? Aksine insan onların dengesini bozmaya çalıştıkça onlar inatla vermeye devam ediyorlar. Verdikçe mutlu oluyorlar. Doğaya bak işte gerçek coşku orada.

4- İnsanoğlu çoğunlukla kendini düşünüyor. Kendimizi mutlu edeceğini düşündüğümüz şeyler için kimleri veya neleri gerçekten mutsuz edeceğimizi hiç düşünmüyoruz.

Faytona binersem mutlu olacağım diye düşünüyor insan. Ve mutlu olmak için o faytona biniyor. Peki ya atlar onları düşünen var mı? Mutlu olacağını sandığı şey için atın bırakın mutsuzluğunu, onun hayatından çaldığının farkında mı?

Kendi mutluluğu için doğanın, canlıların dengesini bozan insanın, dengesiz bir doğada mutlu olmasının imkanı var mıdır?    Sevgiyle.

mitosfer

Paylaş: