Sessiz Çığlıklar Büyüttük

                                                                          Bir Kız Doğdu ve Dünya Sessizliğe Büründü.

                    En çok da dünyadaki kadınlar sustu, kız çocuğunun doğmasına. Hindistan’da sati olmasından korktular. Belki de Somali’de recm edilmesinden, Türkiye’de veyahut dünyanın başka bir yerinde çocuk gelin olmasından, bir cinayete kurban gitmesinden korkup sustular.  Kadınlar sustu, kız çocuğu ağladı. Susmayın artık haykırın, diye ağladı. Ama kadınlar matem yeriymiş gibi sustu. Sati ateşinden bir zıbın sardılar narin tenine. O ateşle kavrularak büyüdü kız çocuğu ve kadın oldu.

            Hangimiz sati olmuyoruz ki erkeklerin şekillendirdiği bu dünyada. Yaşarken o ateşin içinde kavrulup gidiyoruz, bazen farkına vararak bazen de hiç farkında olmayarak. Doğal yaşam olarak görüyoruz yaşadıklarımızı. Din kitaplarından tutun da yasalara kadar hepsi erkek egemen toplumun koruyucusu. Mesela hiçbir erkek zina yaptığı için taşlanarak ölmüyor. Ya da karısı öldü diye hiçbir erkek dul kaldığı için ona kötü gözle bakmasınlar diye ölen karısının ateşinde kendini canlı canlı ateşe atmıyor. Yetmiş yaşında bir kadın on beş yaşında bir erkek çocukla da evlenmiyor. Bir kadının resmi olarak bir, dini nikahlı birkaç tane kocası da olmuyor. Hiçbir din kitabı kadına dört erkek caizdir demiyor. Cinsel bağlamda bütün günahlar kadının hanesine yazılır. Hal böyle olunca kadın ortalık malı, erkek çapkın olup çıkar.

    TDK dul kelimesini sadece kadınlar için tanımlamıştır mesela. Aynen şöyle demektedir:  “Dul: Toplumun kurallarını uygulamak zorunda kalan kadın demektir.”

                 Toplum içinde ölmüş bir kocanın karısı olarak kalmak, Amazon ormanlarında yaşamak kadar zor ve tehlikelidir. Diğer kadınlar tarafından da dışlanırsın. Artık bir saatli bombasın çünkü. Dul demek ya kurallara uymalı ya da bir ölü olarak hayata devam etmeli. Aksi takdirde yaşama şansın yoktur. Toplum erkeklerinde temel içgüdü uyandıran bir objeye dönüşüverirsin bir anda. Mesela canın istediği için sevişemezsin. Aksi taktirde orospuluğun resmiyet kazanır. Çünkü resmi ya da dini olarak buna izin verilmeden bunu yaparsan ahlaksızsın. Birçok kültür ve topluma (Somali ve Mali gibi ülkeler) göre kadın cinsel haz da alamaz-almamalı. O yüzden sünnet adı altında kadının haz noktası kesilmektedir. Cinsel haz genel kadına aittir. Cinsiyet olarak kadın olarak doğarız. Ama sıfat olarak çeşitlendiriliriz. Kız, gelin, ev kadını, genel kadın vb. birçok sıfatımız vardır. Biz kabullendikçe bu sıfatları, her seferinde yeni bir işlemeyle sırtımıza giydirilecektir sati zıbını.

     Çıplak doğup farklı donlara büründürüp şekillendiriliyoruz kadınlar olarak. Erk bir toplumun bize biçip diktiği gömlek ya da zıbın ya dar geliyor ya da bol. Biz, biz olmadığımız sürece bu hep böyle olmaya devam edecek.

                                                                                                                       tamgüneşlenmeyeçıktımgüneşbattı

Paylaş: