Trolizm ve Trol Akımı

Ana akım medyada peydah olan, politik olarak insanları kaosa sürükleyen ve manipüle eden tarzda trollükten bahsetmeyeceğim sizlere. Benim bahsedeceğim şey, daha çok eğlence amaçlı yapılan olacak. Fakat beni eğlendiren şeyin her okuyanı da eğlendirdiğini söyleyemeyeceğim. Kimileri bakarak öğrenir, kimisi okuyarak, troller ise yazarak öğreniyor aslında. Uzun yıllardır bu şekilde yazdığım için kalemi esniyor insanın. Tarzım daha çok toksik kadın-erkek ilişkileri üzerine. Hepsinde bir yaşanmışlık var fakat dışa vurumu yazarak gerçekleşiyor bende. Kimisinin damarına bassa da hikâyeleştirebilme yetisi olayı daha eğlenceli kılıyor benim için. Herkes bu gibi toksik ilişkiler içinde bulunuyor ve hayret verici şekilde olgunlukla karşılayabiliyor ya, belki de yazdıklarımı okuyunca olayın farkına varıp bir kendine yedirememe söz konusu olabilir diye düşünüyorum. Ya da herkes güllü, mum ışıklı ve mükemmel, karşılıklı anlayış içinde ilişkiler yaşıyordur da ben başka dünyada yaşıyorumdur, o da olabilir.

Bir şeyden bahsettiğinde ana olayın komik olması ve bunun ciddi bir üslupla lanse edilmesi ise sosyal trollüktür. Karşıdaki şaşırır, ne tepki vereceğine karar veremez. Sosyal hayatta da biraz böyle biriyim. İnsanlar duygu karmaşası yaşamayı seven varlıklar, bir yerde de merakı harlanıyor, daha çok konuşası geliyor, açılıyor böyle olunca gözlemlediğim. Bu olayı yazıya dökebilmek ise başka bir zanaat. Öncesinde söylediğim gibi yazdıklarım insanı sinirlendiriyor çünkü ciddiye alıyorlar, öyle yazıyorum. Ama yazılan şeylerin aslında yazılmak istenen şey olmadığı, sadece karşı argüman geliştirilerek dikkat çeken şeyler olduğu gerçeğine alışılırsa okurken belki keyif alınabilir diye düşünmüyor değilim. Hep cinsellik üzerine de yazmıyorum öyle algılansa da. Evet, cinsellik enstrümanım fakat hangi eseri çaldığım değil, oradaki eser farklı.

Bir trol, sanıldığının aksine kendisinden nefret edilmesinden hoşlanmaz. Tek yaptığı, sınırlarda gezerek hem kendisinin hem okurun bakış açısını genişletmek, bazı konulara dikkat çekmek istemek ve bunu yaparken kalemini esnetip eğlenmek. Kim “Lütfen benden nefret edin.” diyebilir ki zaten, neden böyle bir şey istensin? Trollerin yazdıkları düz bir bakış açısıyla, ön yargıyla okunmamalı. Hiçbir şeyden bahsetmiyorsa bile mutlaka bir şeyden bahsediyordur. İnsan fikirlerinde çatışma yaratmak amaç ama bu çatışmayı topla tüfekle değil; sınırlarda dolaşarak, klavyeyle eğlenerek yapmaktan yanadır her trol. Bir trolün tek bir kelimesinden yola çıkıp da “cinsiyetçi, sempatizan, fanatik, ergen” gibi kalıplara koymak da bence doğru bir şey değil. Çünkü inanın, troller de hâlâ sorguluyorlar. Olay fikir dikte etmek değil, daha çok “Bence böyle, sence nasıl?” diyerek bir interaktiflik yapmak aslında. Herkes için geçerli olmasa da iyi bir trol olmak, yaşanılan hayatta iyi bir gözlemci olmaktan geçiyor. Toplumda aslında herkese çarpık gelen fakat alıştırıldığı için kimsenin sesinin çıkmadığı şeylerin içine girerek olaylara farklı bir bakış açısı katıyor troller, dikkat çekiyorlar. Bunu yaparken de kendisinden nefret edilmesi, istemese de fazla umurunda olmuyor.

Trolleri toplumdaki kamikazeler olarak adlandırmak yanlış olmaz. Çarpıklığı gördükleri durumlara miğferini giyip sırt çantasında kelimeleri ve davranış biçimiyle intihar dalışı yaparak tepki çekse dahi orayı patlatırlar. Mesela zamanında bir evlenme programına çıkmış Korcan’ı ele alalım. Bilenleriniz vardır olayı. Korcan isimli şahıs geliyor, ukala ve lakayıt biçimde konuşmaya başlıyor, herkes meraklı meraklı bakıyor acaba ne diyecek diye, dikkati çekiyor başta. Aşağıdaki görselde dikkat menzilini görebiliyorsunuz. Yüzlerde şaşkın bir ifade; gözlerde gülsek mi, kızsak mı, arada kalmış bakışlar… Bir trolün amacına ulaştığının kanıtı, dikkat çekme sanatı.

Bundan sonrasında ise Korcan gelin adayıyla ukala şekilde konuşmaya devam ediyor. Oradaki amaç, kişilerden bağımsız olarak oradaki insanlara orada bulunma nedenlerini sorgulatmak. Kimse ne diyeceğini bilemiyor Korcan’a. İnsanın ne yapacağını bilmediği anlarda sığındığı tek duygu olan öfke sahne alıyor sonrasında. Adamı dövmeye kalkışanlar, sinirlenenler… Varan iki de tamam. Dikkati çekti, mesajını verdi, son hamlesi ise prestij. Reverans yaparak sahneden ayrılıyor Korcan. İzleyen eğlendi, destek olanlar da çıktı sayıları az da olsa. “Siz burada ne yapıyorsunuz, amacınız ne, manyak mısınız?” mesajlarını bilinçaltına işledi, dikkatini de çekti, yanına kâr kaldı gerisi. Peki bunu yapması normal mi bir kişinin? Gerçekte hiç olmadığı birine dönüşüp dikkat çekmek mi? Bu sorular akla Nâzım Hikmet’in “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” sözünü getiriyor cevap olarak.

Sonuç olarak trollere olan nefret, insanın trol fikrine olan zıtlığından gibi görünse de aslında verilecek bir cevabın olmayışından, belirsizlikten kaynaklanıyor. Toksik olan ve fazla abartan trollerin dışında amacımız eğlenmek ve eğlenirken üstü kapalı mesaj vererek toplumdaki çarpıklıklara dikkat çekmek, fazlası yok. Bunu yaparken de bazen kendimizle bile dalga geçiyoruz ve umurumuzda değil, bize komik geliyor. Beraber eğlenebiliyorsak ne âlâ!

abdulseyidbincabbar

Trol Akademisi S.A.P. Danışmanı

Paylaş: