Yalnızlık

     Bankta oturan “yalnız adam”ın düşünceleri ile savaştığını gören “genç adam”, yaşlı ve yalnız olan adamın yanına oturur; sorusunu sorar.

(Genç Adam= G.A. – Yaşlı Adam= Y.A.)

G.A.= Yalnızlık ne demek, söyler misiniz?

Y.A.= Bulunduğumuz veya bulunacağımız, somut veya soyut olarak bahsedeceğim ortamda hiçbir canlı olmaksızın yalnız kalmaktır.

G.A.= Somut veya soyut ortamlar mı, anlayamadım. Bunu açıklar mısınız?

Y.A.= Sence somut ne demek?

G.A.= Somut, varlığı duyularla algılanabilen nesneler diyebiliriz.

Y.A.= Peki, soyut ne demek?

G.A.= Soyut varlığı duyularla algılanamayan şeylerdir. Gelip geçicidirler.

Y.A.= Bana bunları açıklayabildiğine göre somut ve soyut ortamlardan örnek verir misin?

G.A.= (Biraz düşünür.)Somut olarak bir lokanta olabilir ama soyut bulamadım.

Y.A.= Evet bir lokanta olabilir. Soyut hakkında da “hayat” örneği verebilirdin. Bunlar evrenin içinde olan mekânlardır. Kısaca toparlamak gerekirse yalnızlık, bir lokantada veya hayatta yalnız kalmaktır. Öyle mi?

G.A.= Evet, efendim.

Y.A.= Hayır, aslında öyle değil.

G.A.= Nasıl öyle değil daha demin siz söylemediniz mi? “Yalnızlık, bir lokantada veya hayatta yalnız kalmaktır.” diye.

Y.A.= Sana bir soru soracağım. Bir lokantada somut ve soyut olanlar nelerdir?

G.A.= Bir lokantada somut olan şeyler tabaklar, çatallar; bardaklar, somut olmayan şeyler ise duygulardır.

Y.A.= Orada yalnız oturan biri için ne duygusu?

G.A.= Yalnızlık, sadece yalnızlık duygusu. Yalnız kalan bir yalnızlık duygusu.

Y.A.= Sadece yalnızlık mı? Kibirlilik, gururlanma duyguları yok mu?

G.A.= Bir insan yalnızken niye kibirlensin ya da gururlansın ki efendim?

Y.A.= Kendisini diğer varlıklardan üstün gördüğünden tabii ki… Diğerlerinin başkalarıyla kurduğu duyguları izlerken yaşadığı kibirlenme, gururlanma hissiyatı.

G.A.= Yani yalnız kalan biri yalnızlık duygusundan çok kibirlenme ve gururlanma duygusunun selinde boğulup gider.

Y.A.= Evet ama ya gerçekten yalnız değilse?

G.A.= Nasıl yani?

Y.A.= Yanında nesneler var. Mesela çatalla kaşıkla bütünleşmiş yalnız olmayan tabaklar, tabaklarla bütünleşmiş bardaklar, bardaklarla bütünleşmiş masalar, masalarla bütünleşmiş lokanta, lokanta ile bütünleşmiş sokaklar ve birçok şeyle bütünleşmiş, yalnız olmayan nesneler var. Bu evrende bütünleşmiş yalnız kalmayan o kadar nesne varken, neden o yalnız?

G.A.= Bilmiyorum, efendim.

Y.A.= Çünkü insan somut değildir, soyuttur.

G.A.= Biraz daha kapıyı aralar mısınız?

Y.A.= İnsanı asıl oluşturan, somut bir şeyin oluşturduğu soyutlardır. Yani beynin oluşturduğu düşüncelerdir. “Düşünceler duyguları, duygular davranışları, davranışlar karakterimizi, karakterimiz hayatımızı biçimlendirir.” Yine geldik hayata. Sana söylediğim gibi hayat nedir?

G.A.= Evrenin içindeki soyut mekânımız.

Y.A.= Soyut olan hayatta, soyut olan duygularımızla yaşıyoruz. Yani hayat, evrende ilk hissettiğimiz; mutluluk, pişmanlık, kibirlilik, korkaklık, yalnızlık gibi soyut. Soyut gibi geçici hayat. O yüzden bu soyut mekânda, bu soyut düşüncelerin sahibi evrende kalmalı. Duygular, insanın yüreğinde olur, yürek gittiğinde ulaşır sahiplerine. Sahibi daha fazla yalnız kalmasın diye.

(Yaşlı adam konuşmasını bitirince saatler önce yalnız olarak oturduğu banktan yalnız olarak kalkıp, gecenin karanlığında yağan damlaların eşliğin de görevini devralan genç adamın bakışlarının altında yürüdü, gitti.)

*Alıntı: İbrahim BİLGEN

                                                                                                                     adelinam

Paylaş: