Yazılmamış Sevgili Mektupları

Keşke Bize İnansaydın İlknur

Seninle yolda karşılaşmak en son istediğim şeydi. Beş yıl olmuş. Yanındaki çocuk bizim çocuğumuz olabilirdi İlknur. Ne kadar çok sana benziyor. Benim eski sevgilime. Sen ne çok değişmişsin, mutlu görmedim seni. Yorgun gördüm seni, keşke bize inansaydın İlknur.

Aklımdan seni hiç çıkaramıyorum İlknur? Ne çok üzdün beni oysa. Beraber 2 yıl geçirip, iki günde benden ayrılma kararını nasıl aldın, aklım almıyor. Nerde senin memleketten bir kadın görsem, aklıma sen geliyorsun. Hemen yanına sokuluyorum biliyor musun? “Çok severim ben sizin memleketi.” diyorum. “Çok iyi olur sizin memleketin insanları.” diyorum. Kendimi sevdiriyorum. Kendimi sevdirdikçe sanki sen, beni yeniden seviyormuşsun gibi oluyor. Yeni baştan başlıyoruz her şeye İlknur. Sonra konuşmaya başlıyorum. Bana sen gibi geliyor. Konuştukça yakınlaşıyorum sırf senin memleketinden diye. Senin memleketinden diye en tatlı iltifatları ediyorum. Beni sevmeye başlayınca da senden bahsediyorum İlknur. “Benim bir sevgilim vardı, sizin oradan.” diyorum. “Onun çalışmasını istemedim, evimin kadını, çocuklarımın anası olsun istedim diye, elin erkekleri ile akşama kadar çalışmasını istemedim diye, evde sadece beni beklesin diye istediğim için beni bıraktı.” diyorum. Bana üzülüyor. Sana baktığım gibi, senin çok sevdiğini söylediğin mavi gözlerimi kısarak bakıyorum, bana inanıyor. Ben de ona inanıyorum İlknur. Bana sen gibi geliyorlar o anda.

Niye bıraktın beni İlknur? Niye ‘sensiz yaşayamam ölürüm’ dedin de bir sene sonra o doktorla evlendin? Niye benimle aynı şehirde yaşamaya devam ettin? Niye ölmedin İlknur? Belki o zaman unuturdum seni. Seni bu kadar çok sevmeme müsaade edip de sonra nasıl gidebildin?

En son birini tanıdım o kadar benziyordu ki sana. Senin gibi minyondu, senin gibi güzeldi senin gibi neşeliydi, tek bir farkı vardı, senden de benden de büyüktü. Hiç önemli değildi bu benim için. Onu da buna ikna ettim. En son onu sen yaptım. Bana öyle bir inandı ki. Sonra onun da sen olmadığını anladım ve ona bir şey demeden tüm iletişimi kestim. Zalim yaptın beni İlknur. Keşke seni hiç tanımasaydım.

Keşke Beni Anlasaydın Selim

Beş yıl sonra senle yolda karşılaşmak…  Çok değişmişsin. Mavi gözlerinden, sende çok sevdiğim merhamet gitmiş, hışım dolmuş her yanı. Sen ne ara böyle bir insan oldun? Benim, kısık gözleriyle dünyaya mavi bakan genç sevgilim gitmiş, onun yerine dünyaya hırsla bakan bir yaşlı adam gelmiş. Bunların hepsi senin yüzünden oysa. Keşke beni anlasaydın Selim.

Bakma bana öyle, seni bana bakan kısık mavi gözlerinle hatırlamak istiyorum. Annemin dediği gibi ‘bana ah etmiş eski sevgilim’ diye hatırlamak istemiyorum. Benim seni ikna etmeme müsaade etseydin, ortasını bulsaydık şimdi böyle olmazdık.

Sana ilk günden beri çalışmak istediğimi okulumu çok sevdiğimi söyledim. “Senle olmaz kızım ben çalışan kadın istemiyorum.” deseydin. Beni kandırdın. Sana meslek sahibi olmayla ilgili hayallerimi anlatırken sen de o hayallere katılıyorsun sandım. Sen de çalışacaktın, ben de çalışacaktım. Akşam eve beraber girecektik. Ellerimizi yıkayıp beraber yemek yapacaktık. Sonra ben masayı hazırlarken sen televizyona bakacaktın. Yaptığın yemeği bana tattırırken önce üfleyecektin. Hiç tiksinmeyecektim senden. İşteki günümüzden bahsedip yeni gelen filme gitmeyle ilgili planlar yapacaktık. Annen arayacaktı o ara, ona ben söylemediğim halde, benim selamımı söyleyecektin. Sonra ben annemi arayacaktım. Ona sen söylemediğin halde, senin selamını söyleyecektim. Bir hafta seninkilere, bir hafta benimkilere gidecektik. Görmediğimiz yerleri gezecektik. Sonra iki çocuk yapacaktık; biri kız olacaktı, biri erkek. Biri sana, biri bana benzeyecekti. Hırsın ve inadın yüzünden olmadı bunlar Selim. Annem suçlu değil, sen suçlusun. Hiç beni dinlemedin. Çalışmak istememi hiç anlamadın. Senin yüzünden çok istediğim çalışmak imtihanım oldu. O kadar yoruluyorum ki. Enis’de hapiste. Annem, onu senin ihbar ettiğini söylüyor. Çok kötü biriydi, o yapmıştır muhakkak diyor. Geçen sene, Enis’in adını verdiği günden beri hapiste. Ben onun öyle biri olmadığını biliyorum. O da biliyor ama biri ona iftira attı. Oğlum bir yıldır babasına hasret. Okulda herkes benden uzak duruyor eşime atılan iftira yüzünden. Çok sevdiğim işim benden alınabilir diye korkarak okula gidiyorum her gün. Yarınlardan korkuyorum artık. Keşke seni hiç tanımasaydım.

köylü yazardan ironiler

Paylaş: